<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<noteset name="unknown" author="Diyanet Isleri Baskanligi" language="Turkish" id="34">
  <note surah="1">Fâtiha Sûresi</note>
  <note surah="1" ayah="1">(Bismillâhirrahmânirrahîm) Rahmân ve rahîm olanAllah'ın adıyla.</note>
  <note surah="1" ayah="2">Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'amahsustur.</note>
  <note surah="1" ayah="3">O, rahmândır ve rahîmdir.</note>
  <note surah="1" ayah="4">Ceza gününün mâlikidir.</note>
  <note surah="1" ayah="5">Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnızsenden medet umarız.</note>
  <note surah="1" ayah="6">Bize doğru yolu göster.</note>
  <note surah="1" ayah="7">Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerinyolunu;gazaba uğramışların ve sapmışların yolunudeğil!</note>
  <note surah="2">Bakara Sûresi</note>
  <note surah="2" ayah="">(Bismillâhirrahmânirrahîm) Rahmân ve rahîm olanAllah'ın adıyla.</note>
  <note surah="2" ayah="1">Elif. Lâm. Mîm.</note>
  <note surah="2" ayah="2">O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için biryol göstericidir.</note>
  <note surah="2" ayah="3">Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerineverdiğimiz mallardan  Allah yolunda harcarlar.</note>
  <note surah="2" ayah="4">Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkesinanırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="5">İşte onlar,  Rablerinden gelen bir hidayetüzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.</note>
  <note surah="2" ayah="6">Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsanda  korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="7">Allah onların kalplerini  ve kulaklarınımühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyükbir azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="8">İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıklarıhalde "Allah'a ve ahiret  gününe inandık" derler.</note>
  <note surah="2" ayah="9">Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerinialdatırlar ve bunun  farkında değillerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="10">Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte olduklarıyalanlar sebebiyle de  onlar için elîm bir azapvardır.</note>
  <note surah="2" ayah="11">Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, "Biz ancak ıslah edicileriz" derler.</note>
  <note surah="2" ayah="12">Şunu bilin ki,  onlar bozguncuların takendileridir, lâkin anlamazlar.</note>
  <note surah="2" ayah="13">Onlara:  İnsanların iman ettiği gibi siz de imanedin, denildiği vakit "Biz hiç,  sefihlerin (akılsızve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancakkendileridir, fakat bunu  bilmezler (veya bilmezliktengelirler).</note>
  <note surah="2" ayah="14">(Bu münafıklar) müminlerle  karşılaştıkları vakit"(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinleberaberiz, biz onlarla  (müminlerle) sadece alayediyoruz, derler.</note>
  <note surah="2" ayah="15">Gerçekte, Allah onlarla  istihza (alay) eder deazgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="16">İşte onlar, hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlıolmamış ve kendileri de  doğru yola girememişlerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="17">Onların (münafıkların) durumu, (karanlık gecede) bir ateş yakan kimse misalidir. O ateş yanıpda etrafını  aydınlattığı anda Allah, hemen onlarınaydınlığını giderir ve onları  karanlıklar içindebırakır; (artık hiçbir şeyi) görmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="18">Onlar  sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Busebeple onlar geri dönemezler.</note>
  <note surah="2" ayah="19">Yahut (onların durumu), gökten sağanak halindeboşanan, içinde yoğun  karanlıklar, gürültü veyıldırımlar bulunan yağmur(a tutulmuş kimselerin durumu) gibidir. O münafıklar yıldırımlardan gelecekölüm korkusuyla  parmaklarını kulaklarına tıkarlar.Halbuki Allah, kâfirleri çepeçevre  kuşatmıştır.</note>
  <note surah="2" ayah="20">(O esnada) şimşek sanki gözlerini çıkaracakmışgibi çakar,  onlar için etrafı aydınlatınca oradabirazcık yürürler, karanlık üzerlerine çökünce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydielbette onların  kulaklarını sağır, gözlerini körederdi. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.</note>
  <note surah="2" ayah="21">Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratanRabbinize kulluk ediniz.  Umulur ki, böylece korunmuş(Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.</note>
  <note surah="2" ayah="22">O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de(kubbemsi) bir  tavan yaptı. Gökten su indirerekonunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'aşirk koşmayın.</note>
  <note surah="2" ayah="23">Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi birşüpheye düşüyorsanız, haydi  onun benzeri bir sûregetirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah'tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın.</note>
  <note surah="2" ayah="24">Bunu yapamazsanız -ki  elbette yapamayacaksınız-yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.</note>
  <note surah="2" ayah="25">İman edip iyi  davranışlarda bulunanlara, içindenırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarakyedirildikçe: Bundan  önce dünyada bizeverilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir.Onlar için cennette  tertemiz eşler de vardır. Veonlar orada ebedî kalıcılardır.</note>
  <note surah="2" ayah="26">Şüphesiz  Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinekve onun da ötesinde bir varlığı  misal getirmektençekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böylemisallerin  Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunubilirler. Kâfir olanlara gelince:  Allah böyle misalvermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir.Verdiği misallerle  Allah ancak fâsıkları saptırır(çünkü bunlar birer imtihandır).</note>
  <note surah="2" ayah="27">Onlar  öyle (fâsıklar) ki, kesin söz verdiktensonra sözlerinden dönerler. Allah'ın  ziyaret ediliphal ve hatırının sorulmasını istediği kimseleriziyaretten  vazgeçerler ve yeryüzünde fitne ve fesatçıkarırlar. İşte onlar gerçekten  zararauğrayanlardır.</note>
  <note surah="2" ayah="28">Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz?Sonra sizi öldürecek,  tekrar sizi diriltecek vesonunda O'na döndürüleceksiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="29">O, yerde ne  varsa hepsini sizin için yarattı.Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzimetti). O, her şeyi  hakkıyla bilendir.</note>
  <note surah="2" ayah="30">Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle senitesbih ve seni takdis  edip dururken, yeryüzünde fesatçıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizinbilemiyeceğinizi herhalde  ben bilirim, dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="31">Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onlarıönce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadıkiseniz, şunların isimlerini  bana bildirin, dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="32">Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizimbilgimiz yoktur. Şüphesiz  alîm ve hakîm olan ancaksensin, dediler.</note>
  <note surah="2" ayah="33">(Bunun üzerine: ) Ey Âdem !  Eşyanın isimlerinimeleklere anlat, dedi. Adem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semâvat ve arzdagörülmeyenleri (oralardaki  sırları) bilirim. Bundanda öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="34">Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler.O yüz çevirdi ve  büyüklük tasladı, böylecekâfirlerden oldu.</note>
  <note surah="2" ayah="35">Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin  (Havva) berabercecennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zamanher  yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağacayaklaşmayın. Eğer bu  ağaçtan yerseniz her ikiniz dekendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.</note>
  <note surah="2" ayah="36">Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüzettirdi ve  içinde bulundukları (cennetten) onlarıçıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız  diğerine düşmanolarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve bellibir  zamana dek yaşamak vardır, dedik.</note>
  <note surah="2" ayah="37">Bu durum devam ederken Âdem, Rabbinden bir takım ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. ÇünküAllah tevbeleri kabul  eden ve merhameti bol olandır.</note>
  <note surah="2" ayah="38">Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetimetâbi olursa onlar için  herhangi bir korku yoktur veonlar üzüntü çekmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="39">İnkâr edip  âyetlerimizi yalanlayanlara gelince,onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="40">Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimihatırlayın, bana  verdiğiniz sözü yerine getirin ki,ben de size vâdettiklerimi vereyim.  Yalnızca bendenkorkun.</note>
  <note surah="2" ayah="41">Elinizdekini (Tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Sakın onuinkâr edenlerin ilki  olmayın! Âyetlerimi az birkarşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun.</note>
  <note surah="2" ayah="42">Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.</note>
  <note surah="2" ayah="43">Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükûedenlerle  beraber rükû edin.</note>
  <note surah="2" ayah="44">(Ey bilginler!) Sizler Kitab'ı (Tevrat'ı)okuduğunuz  (gerçekleri bildiğiniz) halde, insanlaraiyiliği emredip kendinizi unutuyor  musunuz? Aklınızıkullanmıyor musunuz?</note>
  <note surah="2" ayah="45">Sabır ve namaz ile Allah'tan  yardım isteyin.Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen birgörevdir.</note>
  <note surah="2" ayah="46">Onlar,  kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını veO'na döneceklerini düşünen ve bunu  kabullenenkimselerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="47">Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kıldığımıhatırlayın.</note>
  <note surah="2" ayah="48">Öyle bir  günden korkun ki, o günde hiç kimsebaşkası için herhangi bir ödemede  bulunamaz; hiçkimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz,fidye  alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.</note>
  <note surah="2" ayah="49">Hatırlayın ki, sizi, Firavun  taraftarlarındankurtardık. Çünkü onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar,(fenalık için)  kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı.Aslında o size reva görülenlerde  Rabbinizden büyükbir imtihan vardı.</note>
  <note surah="2" ayah="50">Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da,siz bakıp dururken  denizde boğduk.</note>
  <note surah="2" ayah="51">Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik.Sonra  haksızlık ederek buzağıyı (tanrı) edindiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="52">O davranışlarınızdan sonra  (akıllanıp)şükredersiniz diye sizi affettik.</note>
  <note surah="2" ayah="53">Doğru yolu bulasınız diye  Musa'ya Kitab'ı ve hakile bâtılı ayıran hükümleri verdik.</note>
  <note surah="2" ayah="54">Musa kavmine  demişti ki: Ey kavmim! Şüphesiz siz,buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize  kötülük ettiniz.Onun için Yaradanınıza tevbe edin de nefislerinizi(kötü  duygularınızı) öldürün. Öyle yapmanızYaratıcınızın katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah tevbenizi kabul etmiş olur.Çünkü acıyıp tevbeleri  kabul eden ancak O'dur.</note>
  <note surah="2" ayah="55">Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıpdurur olduğunuz halde  hemen sizi yıldırım çarpmıştı.</note>
  <note surah="2" ayah="56">Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="57">Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası vebıldırcın gönderdik ve "Verdiğimiz güzel nimetlerdenyeyiniz" (dedik).  Hakikatta onlar bize değil sadecekendilerine kötülük ediyorlardı.</note>
  <note surah="2" ayah="58">(İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, oradabulunanlardan dilediğiniz  şekilde bol bol yeyin,kapısından eğilerek girin, (girerken) "Hıtta!" (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızıbağışlayalım; zira biz, iyi  davrananlara(karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.</note>
  <note surah="2" ayah="59">Fakat  zalimler, kendilerine söylenenleri başkasözlerle değiştirdiler. Bunun  üzerine biz, yapmaktaoldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik.</note>
  <note surah="2" ayah="60">Musa (çölde) kavmi için su istemişti de biz ona: Değneğinle taşa vur! demiştik. Derhal(taştan) oniki kaynak  fışkırdı. Her bölük, içeceğikaynağı bildi. (Onlara:) Allah'ın rızkından yeyin, için, sakın yeryüzünde bozgunculuk etmeyin,dedik.</note>
  <note surah="2" ayah="61">Hani siz  (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa!Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim  için Rabbine duaet de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden,hıyarından,  sarımsağından, mercimeğinden, soğanındanbize çıkarsın, dediniz. Musa ise:  Daha iyiyi dahakötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehreinin.  Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi.İşte (bu hadiseden sonra)  üzerlerine aşağılık veyoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah'ınâyetlerini inkâra devam  etmeleri, haksız olarakpeygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.</note>
  <note surah="2" ayah="62">Şüphesiz iman  edenler; yani yahudilerden,hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenleriçin Rableri katında  mükâfatlar vardır. Onlar içinherhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="63">Sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağının altında,size  verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanlarıdaima hatırlayın, umulur ki,  korunursunuz (demiştikde);</note>
  <note surah="2" ayah="64">Ondan sonra sözünüzden dönmüştünüz. Eğer sizin üzerinizde Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı,muhakkak zarara  uğrayanlardan olurdunuz.</note>
  <note surah="2" ayah="65">İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun!dediklerimizi elbette  bilmektesiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="66">Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi bizzatgörenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi,müttakîler için de bir öğüt  vesilesi kıldık.</note>
  <note surah="2" ayah="67">Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmeniziemrediyor,  demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun?demişlerdi. O da: Cahillerden  olmaktan Allah'asığınırım, demişti.</note>
  <note surah="2" ayah="68">"Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın" dediler. Musa: Allah diyorki: "O, ne yaşlı ne  de körpe; ikisi arasında birinek." Size emredileni hemen yapın, dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="69">Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onunrengini açıklasın, dediler. "O  diyor ki: Sarı renkli,parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir" dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="70">"(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onunnasıl bir sığır  olduğunu bize açıklasın, nasıl birinek keseceğimizi anlayamadık. Biz,  inşaallahemredileni yapma yolunu buluruz" dediler. c</note>
  <note surah="2" ayah="71">(Musa) dedi ki:  Allah şöyle buyuruyor: O, henüzboyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiçalacası bulunmayan bir  inektir. "İşte şimdi gerçeğianlattın" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.</note>
  <note surah="2" ayah="72">Hani siz bir adam öldürmüştünüz  de onun hakkındabirbirinizle atışmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.</note>
  <note surah="2" ayah="73">"Haydi, şimdi (öldürülen) adama,  (kesilen ineğin)bir parçasıyla vurun" dedik. Böylece Allah ölüleridiriltir  ve düşünesiniz diye size âyetlerini(Peygamberine verdiği mucizelerini)  gösterir.</note>
  <note surah="2" ayah="74">(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalplerinizkatılaştı. Artık  kalpleriniz taş gibi yahut daha dakatıdır. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar daondan su fışkırır.  Taşlardan bir kısmı da Allahkorkusuyla yukardan aşağı yuvarlanır. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.</note>
  <note surah="2" ayah="75">Şimdi (ey müminler!) onların  size inanacaklarınımı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bilebile onu tahrif  ederlerdi.</note>
  <note surah="2" ayah="76">(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında "İmanettik"  derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakitise: Allah'ın size  açtıklarını (Tevrat'takibilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz;bunları düşünemiyor  musunuz? derler.</note>
  <note surah="2" ayah="77">Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmektedir.</note>
  <note surah="2" ayah="78">İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildiklerikulaktan dolma şeylerdir.  Onlar sadece zan vetahminde bulunuyorlar.</note>
  <note surah="2" ayah="79">Elleriyle (bir) Kitap yazıp  sonra onu az birbedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarındanötürü vay haline onların!  Ve kazandıklarından ötürüvay haline onların!</note>
  <note surah="2" ayah="80">İsrailoğulları: Sayılı  birkaç gün müstesna, bizeateş dokunmayacaktır, dediler. De ki (onlara): Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözündencaymaz-, yoksa Allah  hakkında bilmediğiniz şeyleri misöylüyorsunuz?</note>
  <note surah="2" ayah="81">Hayır! Kim bir kötülük  eder de kötülüğü kendisiniçepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="82">İman edip yararlı iş  yapanlara gelince onlar dacennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="83">Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'akulluk edeceksiniz,  ana-babaya, yakın akrabaya,yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazıkılın, zekâtı verin" diye  de emretmiştik. Sonundaazınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="84">(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanınıdökmeyeceğinize, birbirinizi  yurtlarınızdançıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyigörerek  sonunda bunları kabul etmiştiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="85">Bu misakı kabul eden sizler,  (verdiğiniz sözüntersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlarakarşı birleşiyorsunuz.  Onları yurtlarından çıkarmaksize haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onlarıkurtarıyorsunuz. Yoksa  siz Kitab'ın bir kısmınainanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancakrüsvaylık; kıyamet gününde  ise en şiddetli azabaitilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.</note>
  <note surah="2" ayah="86">İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satınalan  kimselerdir. Bu yüzden ne azaplarıhafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.</note>
  <note surah="2" ayah="87">Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonraardarda  peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya damucizeler verdik. Ve onu,  Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) iledestekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklüktasladınız. (Size  gelen) peygamberlerden bir kısmınıyalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.</note>
  <note surah="2" ayah="88">(Yahudiler peygamberlerle alay ederek)"Kalplerimiz perdelidir" dediler.  Hayır; küfür veisyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. Oyüzden  çok az inanırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="89">Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı)doğrulayan bir kitap gelip  de (Tevrat'tan) bilipöğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkârettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkârcılaradır.</note>
  <note surah="2" ayah="90">Allah'ın kullarından  dilediğine peygamberlikihsan etmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr ederek kendileriniharcamaları ne kötü bir  şeydir! Böylece onlar, gazapüstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="91">Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a)inanırız, derler ve ondan  başkasını inkâr ederler.Halbuki o Kur'an kendi ellerinde bulunan Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed!)Onlara: Şayet siz  gerçekten inanıyor idiyseniz dahaönce Allah'ın peygamberlerini neden  öldürüyordunuz?deyiver.</note>
  <note surah="2" ayah="92">Andolsun Musa size apaçık mucizeler getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (tanrı)edindiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="93">Hatırlayın ki, Tûr dağının altında sizden sözalmış: Size verdiklerimizi  kuvvetlice tutun,söylenenleri anlayın, demiştik. Onlar: İşittik veisyan  ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerinebuzağı sevgisi dolduruldu. De  ki: Eğer inanıyorsanız,imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!</note>
  <note surah="2" ayah="94">(Ey  Muhammed, onlara:) Şayet (iddia ettiğinizgibi) ahiret yurdu Allah katında  diğer insanlaradeğil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğruiseniz  haydi ölümü temenni edin (bakalım), de.</note>
  <note surah="2" ayah="95">Onlar, kendi elleriyle önceden  yaptıkları işler(günah ve isyanları) sebebiyle hiç bir zaman ölümütemenni  etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="96">Yemin olsun ki, sen onları  yaşamaya karşıinsanların en düşkünü olarak bulursun. Putperestlerdenher  biri de arzular ki, bin sene yaşasın. Oysayaşatılması hiç kimseyi azaptan  uzaklaştırmaz. Allahonların yapmakta olduklarını eksiksiz görür.</note>
  <note surah="2" ayah="97">De ki:  Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsinki Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin  kalbine birhidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı vemüminler  için de müjdeci olarak o indirmiştir.</note>
  <note surah="2" ayah="98">Kim, Allah'a, meleklerine,  peygamberlerine,Cebrail'e ve Mikâil'e düşman olursa bilsin ki Allah dainkârcı kâfirlerin düşmanıdır.</note>
  <note surah="2" ayah="99">Andolsun ki sana apaçık âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkâr eder.</note>
  <note surah="2" ayah="100">Ne zaman onlar bir  antlaşma yaptılarsa, yinekendilerinden bir gurup onu bozmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmez.</note>
  <note surah="2" ayah="101">Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptanbir gurup, sanki  Allah'ın kitabını bilmiyormuş gibionu arkalarına atıp terkettiler.</note>
  <note surah="2" ayah="102">Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar,şeytanların uydurup söylediklerine  tâbi oldular.Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkinşeytanlar  kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri veBabil'de Hârut ile Mârut isimli iki  meleğe indirileniöğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Bizancak  imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıpda kâfir olmayasınız, demeden  hiç kimseye (sihirilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ilekoca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysabüyücüler, Allah'ın izni  olmadan hiç kimseye zararveremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (onainanıp para  verenlerin) ahiretten nasibi olmadığınıçok iyi bilmektedirler. Karşılığında  kendilerinisattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!</note>
  <note surah="2" ayah="103">Eğer  iman edip kendilerini kötülüktenkorusalardı, şüphesiz, Allah tarafından verilecek sevap daha hayırlı olacaktı. Keşke bunlarıanlasalardı!</note>
  <note surah="2" ayah="104">Ey  iman edenler! "Râinâ" demeyin, "unzurnâ"deyin. (Söylenenleri) dinleyin.  Kâfirler için elemverici bir azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="105">(Ey müminler!) Ehl-i  Kitaptan kâfirler veputperestler de Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetinidilediğine verir. Allah  büyük lütuf sahibidir.</note>
  <note surah="2" ayah="106">Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka dahaiyisini veya benzerini  getiririz. Bilmez misin kiAllah her şeye kadirdir.</note>
  <note surah="2" ayah="107">(Yine) bilmez  misin, göklerin ve yerin mülkiyetve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de biryardımcı vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="108">Yoksa  siz de (ey müslümanlar), daha önce Musa'yasorulduğu gibi peygamberinize  sorular sormak mıistiyorsunuz? Kim imanı küfre değişirse, şüphesizdosdoğru  yoldan sapmış olur.</note>
  <note surah="2" ayah="109">Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktanötürü, sizi imanınızdan  vazgeçirip küfre döndürmekistediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. ŞüphesizAllah her şeye  kadirdir.</note>
  <note surah="2" ayah="110">Namazı kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz içinyaptığınız  her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız.Şüphesiz Allah, yapmakta  olduklarınızı noksansızgörür.</note>
  <note surah="2" ayah="111">(Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut  hıristiyanlarhariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Buonların  kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahidendoğru söylüyorsanız delilinizi  getirin, de.</note>
  <note surah="2" ayah="112">Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'adöndürürse  (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecriRabbi katındadır. Öyleleri için  ne bir korku vardır,ne de üzüntü çekerler.</note>
  <note surah="2" ayah="113">Hepsi de kitabı (Tevrat ve  İncil'i) okumaktaoldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudilerdoğru yolda değillerdir,  dediler. Kitabı bilmeyenlerde birbirleri hakkında tıpkı onların  söylediklerinisöylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlardakıyamet  günü onlar hakkında hükmünü verecektir.</note>
  <note surah="2" ayah="114">Allah'ın mescidlerinde O'nun  adının anılmasınaengel olan ve onların harap olmasına çalışandan dahazalim  kim vardır! Aslında bunların oralara ancakkorkarak girmeleri gerekir.  (Başka türlü girmeyehakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik,ahirette  de büyük azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="115">Doğu da Allah'ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (zatı) oradadır. Şüphesiz Allah'(ınrahmeti ve nimeti)  geniştir, O her şeyi bilendir.</note>
  <note surah="2" ayah="116">"Allah çocuk edindi" dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanların hepsiO'nundur, hepsi O'na  boyun eğmiştir.</note>
  <note surah="2" ayah="117">(O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Birşeyi  dilediğinde ona sadece "Ol!" der, o da hemenoluverir.</note>
  <note surah="2" ayah="118">Bilmeyenler  dediler ki: Allah bizimle konuşmalıya da bize bir âyet (mucize) gelmeli  değil miydi?Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirinebenzedi? Gerçekleri iyice  bilmek isteyenlere âyetleriapaçık gösterdik.</note>
  <note surah="2" ayah="119">Doğrusu biz seni Hak  (Kur'an) ile müjdeleyici veuyarıcı olarak gönderdik. Sen cehenmemliklerden sorumlu değilsin.</note>
  <note surah="2" ayah="120">Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar daasla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol,ancak Allah'ın yoludur.  Sana gelen ilimden sonraonların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="121">Kendilerine kitap  verdiğimiz kimseler (denbazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince,işte gerçekten zarara  uğrayanlar onlardır.</note>
  <note surah="2" ayah="122">Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi(bir zamanlar) cümle âleme üstün kılmış olduğumuhatırlayın.</note>
  <note surah="2" ayah="123">Ve bir  günden sakının ki, o günde hiç kimsebaşkası namına bir şey ödeyemez,  kimseden fidye kabuledilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbiryardım da görmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="124">Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i bir takımkelimelerle  sınamış, onları tam olarak yerinegetirince: Ben seni insanlara önder  yapacağım,demişti. "Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!)" dedi.Allah:  Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem)buyurdu.</note>
  <note surah="2" ayah="125">Biz, Beyt'i  (Kâbe'yi) insanlara toplanma mahallive güvenli bir yer kıldık. Siz de  İbrahim'inmakamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın).İbrahim ve  İsmail'e: Tavaf edenler, ibadetekapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.</note>
  <note surah="2" ayah="126">İbrahim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiretgününe inananları  çeşitli meyvelerle besle. Allahbuyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim.Ne kötü varılacak  yerdir orası!</note>
  <note surah="2" ayah="127">Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraberBeytullah'ın  temellerini yükseltiyor (şöylediyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.</note>
  <note surah="2" ayah="128">Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun  eğenlerden kıl,neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bizeibadet  usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira,tevbeleri çokça kabul eden,  çok merhametli olan ancaksensin.</note>
  <note surah="2" ayah="129">Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap vehikmeti öğretecek, onları  temizleyecek bir peygambergönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.</note>
  <note surah="2" ayah="130">İbrahim'in dininden kendini bilmezlerden başkakim  yüz çevirir? Andolsun ki, biz onu dünyada (elçi)seçtik, şüphesiz o ahirette  de iyilerdendir.</note>
  <note surah="2" ayah="131">Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demiş, o da:Alemlerin  Rabbine boyun eğdim, demişti.</note>
  <note surah="2" ayah="132">Bunu İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti, Yakub da: Oğullarım! Allah sizin için bu dini(İslâm'ı) seçti. O halde  sadece müslümanlar olarakölünüz (dedi).</note>
  <note surah="2" ayah="133">Yoksa Ya'kub'a ölüm geldiği  zaman siz orada mıidiniz? O zaman (Ya'kub) oğullarına: Benden sonra kimekulluk edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve atalarınİbrahim, İsmail ve  İshak'ın ilâhı olan tek Allah'akulluk edeceğiz; biz ancak O'na teslim olmuşuzdur, dediler.</note>
  <note surah="2" ayah="134">Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınızsizindir. Siz onların  yaptıklarından sorguyaçekilmezsiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="135">(Yahudiler ve hıristiyanlar  müslümanlara:)Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız,dediler. De ki: Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'indinine uyarız. O,  müşriklerden değildi.</note>
  <note surah="2" ayah="136">"Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa veİsa'ya verilenlerle  Rableri tarafından diğerpeygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadeceAllah'a teslim olduk"  deyin.</note>
  <note surah="2" ayah="137">Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsadoğru yolu  bulmuş olurlar; dönerlerse mutlakaanlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.</note>
  <note surah="2" ayah="138">Allah'ın (verdiği)  rengiyle boyandık. Allah'tandaha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).</note>
  <note surah="2" ayah="139">De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduğu halde, O'nun hakkında bizimletartışmaya mı girişiyorsunuz?  Bizim yaptıklarımızbize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız.</note>
  <note surah="2" ayah="140">Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâtın yahudi, yahut hıristiyan olduklarını mısöylüyorsunuz? De ki: Siz mi  daha iyi bilirsiniz,yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine (bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kimolabilir? Allah  yaptıklarınızdan gafil değildir.</note>
  <note surah="2" ayah="141">Onlar bir ümmetti; gelip geçti.  Onlarınkazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız dasize aittir. Siz  onların yaptıklarından sorguyaçekilmezsiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="142">İnsanlardan bir kısım  beyinsizler: Yönelmekteoldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. Odilediğini doğru yola  iletir.</note>
  <note surah="2" ayah="143">İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız,Resûl'ün de size  şahit olması için sizi mutedil birmillet kıldık. Senin (arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi (Kâbe'yi) biz ancakPeygamber'e uyanı, ökçeleri  üzerinde geri dönendenayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir.Allah sizin imanınızı asla  zayi edecek değildir. ZiraAllah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.</note>
  <note surah="2" ayah="144">(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğruçevrilmekte olduğunu  (yücelerden haber beklediğini)görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haramtarafına çevir. (Ey  müslümanlar!) Siz de neredeolursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerindengelen gerçek olduğunu  çok iyi bilirler. Allah onlarınyapmakta olduklarından habersiz değildir.</note>
  <note surah="2" ayah="145">Yemin olsun ki (habibim ! ) sen ehl-i kitaba hertürlü âyeti (mucizeyi)  getirsen yine de onlar seninkıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesinedönmezler. Sana gelen  ilimden sonra eğer onlarınarzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğneyenlerden olursun.</note>
  <note surah="2" ayah="146">Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), öz oğullarını tanıdıkları gibitanırlar. Buna rağmen  onlardan bir gurup bile bilegerçeği gizler.</note>
  <note surah="2" ayah="147">Gerçek olan, Rabbinden  gelendir. O haldekuşkulananlardan olma!</note>
  <note surah="2" ayah="148">Herkesin yöneldiği bir kıblesi  vardır. (Eymüminler!) Siz hayır işlerinde yarışın. Neredeolursanız olun  sonunda Allah hepinizi bir arayagetirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.</note>
  <note surah="2" ayah="149">Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünüMescid-i Haram tarafına  çevir. Bu emir Rabbinden sanagelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah  yaptıklarınızdanhabersiz değildir.</note>
  <note surah="2" ayah="150">(Evet Resûlüm ! ) Nereden yola  çıkarsan çık(namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Neredeolursanız  olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki,aralarından haksızlık edenler (kuru  inatçılar)müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri)bir delili  bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın!Yalnız benden korkun. Böylece size  olan nimetimitamamlayayım da doğru yolu bulasınız.</note>
  <note surah="2" ayah="151">Nitekim kendi  içinizden size âyetlerimiziokuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi sizeöğreten bir Resûl  gönderdik.</note>
  <note surah="2" ayah="152">Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizianayım.  Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!</note>
  <note surah="2" ayah="153">Ey iman edenler! Sabır ve  namaz ile Allah'tanyardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.</note>
  <note surah="2" ayah="154">Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin.Bilakis  onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.</note>
  <note surah="2" ayah="155">Andolsun ki sizi biraz  korku ve açlık;mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma(fakirlik)  ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenlerimüjdele !</note>
  <note surah="2" ayah="156">O sabredenler,  kendilerine bir belâ geldiğizaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.</note>
  <note surah="2" ayah="157">İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır.</note>
  <note surah="2" ayah="158">Şüphe yok ki, Safa ile  Merve Allah'ın koyduğunişanlardandır. Her kim Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine birgünah yoktur. Her kim  gönüllü olarak bir iyilikyaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="159">İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlaraapaçık  gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hemAllah hem de bütün lânet  ediciler lânet eder.</note>
  <note surah="2" ayah="160">Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira benonların tevbelerini kabul  ederim. Ben tevbeyi çokçakabul eden ve çokça esirgeyenim.</note>
  <note surah="2" ayah="161">(Ayetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarakölmüşlere gelince, işte Allah'ın,  meleklerin ve tüminsanların lâneti onların üzerinedir.</note>
  <note surah="2" ayah="162">Onlar ebediyen  lânet içinde kalırlar. Artık neazapları hafifletilir ne de onların  yüzlerinebakılır.</note>
  <note surah="2" ayah="163">İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="164">Şüphesiz göklerin ve yerin  yaratılmasında, geceile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp gidengemilerde, Allah'ın  gökten indirip de ölü haldekitoprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gökarasında emre hazır  bekleyen bulutlarıyönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini isbatlayan) birçok delillervardır.</note>
  <note surah="2" ayah="165">İnsanlardan  bazıları Allah'tan başkasını Allah'adenk tanrılar edinir de onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olansevgileri ise  (onlarınkinden) çok daha fazladır.Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah'a aitolduğunu ve Allah'ın  azabının çok şiddetli olduğunuönceden anlayabilselerdi.</note>
  <note surah="2" ayah="166">İşte o zaman  (görecekler ki) kendilerine uyuluparkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabıgörmüş, nihayet aralarındaki  bağlar kopupparçalanmıştır.</note>
  <note surah="2" ayah="167">(Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da,şimdi onların bizden  uzaklaştıkları gibi biz deonlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterirve onlar artık ateşten  çıkamazlar.</note>
  <note surah="2" ayah="168">Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl vetemiz  olanlarından yeyin, şeytanın peşine düşmeyin;zira şeytan sizin açık bir  düşmanınızdır.</note>
  <note surah="2" ayah="169">O size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.</note>
  <note surah="2" ayah="170">Onlara (müşriklere): Allah'ın  indirdiğine uyun,denildiği zaman onlar, "Hayır! Biz atalarımızıüzerinde  bulduğumuz yola uyarız" dediler. Ya atalarıbir şey anlamamış, doğruyu da  bulamamış idiyseler?</note>
  <note surah="2" ayah="171">(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işitenhayvanların durumuna  benzer. Çünkü onlar sağırlar,dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple  düşünmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="172">Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temizolanlarından yeyin, eğer siz yalnız Allah'a kullukediyorsanız O'na  şükredin.</note>
  <note surah="2" ayah="173">Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etinive Allah'tan  başkası adına kesileni haram kıldı. Herkim bunlardan yemeye mecbur kalırsa,  başkasınınhakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktaryemesinde günah  yoktur. Şüphe yok ki Allah çokçabağışlayan çokça esirgeyendir.</note>
  <note surah="2" ayah="174">Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi (âhir zamanPeygamberinin vasıflarını)  gizleyip onu az bir pahaile değişenler yok mu, işte onların yeyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şeydeğildir. Kıyamet günü  Allah ne kendileriyle konuşurve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="175">Onlar doğru yol karşılığında  sapıklığı,mağfirete bedel olarak da azabı satın almışkimselerdir. Onlar  ateşe karşı ne kadardayanıklıdırlar!</note>
  <note surah="2" ayah="176">O azabın sebebi, Allah'ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklıyorum yapıp) kitapta  ayrılığa düşenler, elbette derinbir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="177">İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafınaçevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe,meleklere, kitaplara,  peygamberlere inanır. (Allah'ınrızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve köleleresevdiği maldan harcar,  namaz kılar, zekât verir.Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İştedoğru olanlar, bu  vasıfları taşıyanlardır. Müttakîlerancak onlardır!</note>
  <note surah="2" ayah="178">Ey iman edenler!  Öldürülenler hakkında sizekısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi(öldürülenin velisi)  tarafından bir miktarbağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir.Bu söylenenler,  Rabbinizden bir hafifletme verahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.</note>
  <note surah="2" ayah="179">Ey akıl sahipleri!  Kısasta sizin için hayatvardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız.</note>
  <note surah="2" ayah="180">Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayırbırakacaksa anaya, babaya,  yakınlara uygun birbiçimde vasiyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir borçtur.</note>
  <note surah="2" ayah="181">Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonravasiyeti  değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir.Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir  ve (her şeyi) bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="182">Her kim, vasiyet edenin haksızlığa yahut günaha meyletmesinden endişe eder de (alâkalıların) aralarınıbulursa kendisine  günah yoktur. Şüphesiz Allah çokbağışlayan hem de esirgeyendir.</note>
  <note surah="2" ayah="183">Ey  iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmişümmetlere farz kılındığı gibi  size de farz kılındı.Umulur ki korunursunuz.</note>
  <note surah="2" ayah="184">Sayılı günlerde olmak  üzere (oruç size farzkılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder.(İhtiyarlık veya şifa  umudu kalmamış hastalık gibidevamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.Bununla beraber kim  gönüllü olarak hayır yaparsa, bukendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için dahahayırlıdır.</note>
  <note surah="2" ayah="185">Ramazan  ayı, insanlara yol gösterici, doğrununve doğruyu eğriden ayırmanın açık  delilleri olarakKur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazanayını  idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o andahasta veya yolcu olursa  (tutamadığı günler sayısınca)başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyıtamamlamanız ve size  doğru yolu göstermesinekarşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.</note>
  <note surah="2" ayah="186">Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara):Ben çok  yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenindileğine karşılık veririm. O halde  (kullarım da)benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğruyolu  bulalar.</note>
  <note surah="2" ayah="187">Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâlkılındı.  Onlar sizin için birer elbise, siz de onlariçin birer elbisesiniz. Allah  sizin kendinize kötülükettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşınve Allah'ın sizin  için takdir ettiklerini isteyin.Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadaryeyin, için, sonra akşama  kadar orucu tamamlayın.Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğusınırlardır. Sakın bu  sınırlara yaklaşmayın. İşteböylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.</note>
  <note surah="2" ayah="188">Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından birkısmını haram yollardan  yemeniz için o mallarıhakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.</note>
  <note surah="2" ayah="189">Sana, hilâl şeklinde yeni doğan ayları sorarlar.De ki:  Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakitölçüleridir. İyi davranış, asla  evlere arkalarındangelip girmeniz değildir. Lâkin iyi davranış, korunan(ve  ölçülü giden) kimsenin davranışıdır. Evlerekapılarından girin, Allah'tan  korkun, umulur kikurtuluşa erersiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="190">Size karşı savaş açanlara, siz  de Allah yolundasavaş açın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allahaşırıları  sevmez.</note>
  <note surah="2" ayah="191">Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınızyerde öldürün.  Sizi çıkardıkları yerden siz de onlarıçıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça,siz de onlarla  savaşmayın. Eğer onlar size karşısavaş açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir.</note>
  <note surah="2" ayah="192">Eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah gafûr ve rahîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="193">Fitne tamamen yok  edilinceye ve din (kulluk) deyalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasınadüşmanlık ve saldırı  yoktur.</note>
  <note surah="2" ayah="194">Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler(dokunulmazlıklar)  karşılıklıdır. Kim size saldırırsasiz de ona misilleme olacak kadar  saldırın. Allah'tankorkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir.</note>
  <note surah="2" ayah="195">Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizlekendinizi tehlikeye atmayın. Her  türlü hareketinizdedürüst davranın. Çünkü Allah dürüstleri sever.</note>
  <note surah="2" ayah="196">Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer(bunlardan) alıkonursanız  kolayınıza gelen kurbanıgönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursayahut başından bir  rahatsızlığı varsa, oruç veyasadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hacgünlerine kadar umre ile  faydalanmak isterse,kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğüzaman yedi olmak üzere  oruç tutar ki, hepsi tam ongündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun.Biliniz ki Allah'ın  vereceği ceza ağırdır.</note>
  <note surah="2" ayah="197">Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını giyerse), hac esnasında kadınayaklaşmak, günah  sayılan davranışlara yönelmek, kavgaetmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. (Ey müminler! Ahiret için) azık edinin.Bilin ki azığın en  hayırlısı takvâdır. Ey akılsahipleri! Benden (emirlerime muhalefetten) sakının.</note>
  <note surah="2" ayah="198">(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizdengelecek bir lütfu  (kazancı) aramanızda size herhangibir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin ve O'nusize gösterdiği  şekilde anın. Şüphesiz siz daha önceyanlış gidenlerden idiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="199">Sonra  insanların (sel gibi) aktığı yerden siz deakın. Allah'tan mağfiret isteyin.  Çünkü Allahaffedici ve esirgeyicidir.</note>
  <note surah="2" ayah="200">Hac ibadetlerinizi bitirince,  babalarınızıandığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekildeAllah'ı  anın. İnsanlardan öyleleri var ki: EyRabbimiz! Bize dünyada ver, derler.  Böyle kimselerinahiretten hiç nasibi yoktur.</note>
  <note surah="2" ayah="201">Onlardan bir kısmı da: Ey  Rabbimiz! Bize dünyadada iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.</note>
  <note surah="2" ayah="202">İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz) Allah'ın hesabı çoksüratlidir.</note>
  <note surah="2" ayah="203">Sayılı  günlerde (eyyam-ı teşrikte telbiye vetekbir getirerek) Allah'ı anın. Kim  iki gün içindeacele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönmek isterse, onagünah  yoktur. Bunlar günahtan sakınanlar içindir.Allah'tan korkun ve bilin ki  hepiniz O'nun huzurundatoplanacaksınız.</note>
  <note surah="2" ayah="204">İnsanlardan öyleleri vardır  ki, dünya hayatıhakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hattaböylesi  kalbinde olana (samimi olduğuna) Allah'ışahit tutar. Halbuki o, hasımların  en yamanıdır.</note>
  <note surah="2" ayah="205">O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahripedip nesilleri bozmak  için çalışır. Allahbozgunculuğu sevmez.</note>
  <note surah="2" ayah="206">Böylesine "Allah'tan kork!"  denilince benlik vegurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak)ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!</note>
  <note surah="2" ayah="207">İnsanlardan öyleleri de var ki,  Allah'ınrızasını almak için kendini ve malını feda eder. Allahda kullarına  şefkatlidir.</note>
  <note surah="2" ayah="208">Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakınşeytanın  peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçıkdüşmanınızdır.</note>
  <note surah="2" ayah="209">Size (Kur'an ve  Sünnet gibi) apaçık delillergeldikten sonra, eğer barıştan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah azîzdir, hakîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="210">Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerinin gelmesini mi beklerlerHalbuki iş  bitirilmiştir. (Allah nizamı artıkdeğişmez.) Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.</note>
  <note surah="2" ayah="211">İsrailoğullarına sor ki kendilerine nice apaçıkmucizeler  verdik. Kim mucizeler kendisine geldiktensonra Allah'ın nimetini  (âyetlerini) değiştirirsebilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.</note>
  <note surah="2" ayah="212">Kâfir  olanlar için dünya hayatı câzip kılındı.(Bu yüzden) onlar, iman edenler ile  alay ederler.Oysa ki, (iman edip) inkârdan sakınanlar kıyametgününde  onların üstündedir. Allah dilediğine hesapsızrızık verir.</note>
  <note surah="2" ayah="213">İnsanlar bir  tek ümmet idi. Sonra Allah,müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştüklerihususlarda hüküm  vermeleri için, onlarla beraber hakyolu gösteren kitapları da gönderdi.  Ancakkendilerine kitap verilenler, apaçık delillergeldikten sonra,  aralarındaki kıskançlıktan ötürüdinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştüklerigerçeği izniyle gösterdi.  Allah dilediğini doğru yolailetir.</note>
  <note surah="2" ayah="214">(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmedencennete gireceğinizi  mi sandınız? Yoksulluk vesıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindekimüminler: Allah'ın  yardımı ne zaman! dediler.Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.</note>
  <note surah="2" ayah="215">Sana  (Allah yolunda) ne harcayacaklarınısoruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolculariçin olmalıdır.  Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrıbilir.</note>
  <note surah="2" ayah="216">Hoşunuza gitmediği halde  savaş size farz kılındı.Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğuhalde bir şeyi sevmeniz de  mümkündür. Allah bilir,siz bilmezsiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="217">Sana haram ayı, yani onda  savaşmayı soruyorlar.De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları)Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek,Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine  mâni olmak ve halkınıoradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır.Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.Onlar eğer güçleri  yeterse, sizi dininizdendöndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse,onların yaptıkları işler  dünyada da ahirette de boşagider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="218">İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihadedenler var  ya, işte bunlar, Allah'ın rahmetiniumabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="219">Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. Deki: Her ikisinde de  büyük bir günah ve insanlar içinbir takım faydalar vardır. Ancak her  ikisinin degünahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilikyolunda ne  harcayacaklarını sorarlar. "İhtiyaçfazlasını" de. Allah size âyetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="220">Dünya ve ahiret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona göre hareket edin). Sanayetimler hakkında  soruyorlar. De ki: Onları iyiyetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız,(unutmayın ki) onlar sizin  kardeşlerinizdir. Allah,işleri bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. ÇünküAllah güçlüdür,  hakîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="221">İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin.Beğenseniz  bile, putperest bir kadından, imanlı bircâriye kesinlikle daha iyidir. İman  etmedikçeputperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin.Beğenseniz  bile, putperest bir kişiden inanmış birköle kesinlikle daha iyidir. Onlar  (müşrikler)cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ilecennete ve  mağfirete çağırır. Allah, düşünüpanlasınlar diye âyetlerini insanlara  açıklar.</note>
  <note surah="2" ayah="222">Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, birrahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardanuzak durun.  Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.Temizlendikleri vakit, Allah'ın  size emrettiği yerdenonlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.</note>
  <note surah="2" ayah="223">Kadınlarınız sizin için bir  tarladır. Tarlanızanasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tankorkun, biliniz ki siz O'na  kavuşacaksınız. (YâMuhammed!) müminleri müjdele!</note>
  <note surah="2" ayah="224">Yeminlerinizden  dolayı Allah'ı (O'nun adını),iyilik etmenize, O'ndan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allahişitir ve bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="225">Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlututmaz. Lâkin kasıtlı yaptığınız  yeminlerinizdendolayı sizi sorumlu tutar. Allah gafûrdur, halîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="226">Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört aybeklerler. Eğer (bu müddet  içinde) kadınlarınadönerlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayan ve esirgeyendir.</note>
  <note surah="2" ayah="227">Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını)boşamaya karar  verirlerse (ayrılırlar). Biliniz ki,Allah işitir ve bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="228">Boşanmış  kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden)üç ay hali (hayız veya temizlik  müddeti) beklerler.Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığınıgizlemeleri kendilerine  helâl olmaz. Eğer kocalarbarışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadınları geri almaya daha fazla hak sahibidirler.Erkeklerin kadınlar  üzerindeki hakları gibi,kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir dereceüstünlüğe sahiptirler.  Allah azîzdir, hakîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="229">Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlaraverdiklerinizden (boşanma  esnasında) bir şey almanızsize helâl olmaz. Ancak erkek ve kadın Allah'ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbikedememekten korkarlarsa bu  durum müstesna. (Eymüminler!) Siz de karı ile kocanın, Allah'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuşkuyadüşerseniz, kadının  (erkeğe) fidye vermesinde her ikitaraf için de sakınca yoktur. Bu  söylenenler Allah'ınkoyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. KimAllah'ın  sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="230">Eğer erkek kadını (üçüncü  defa) boşarsa, ondansonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helâl olmaz. Eğer bu kişi de onu boşarsa,(her iki taraf da)  Allah'ın sınırlarını muhafazaedeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah'ınsınırlarıdır. Allah bunları  bilmek, öğrenmekisteyenler için açıklar.</note>
  <note surah="2" ayah="231">Kadınları boşadığınız ve  onlar da beklememüddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikletutun  yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederekve zarar vermek için onları  nikâh altında tutmayın.Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiş olur. Allah'ın âyetlerini eğlenceye almayın. Allah'ınsizin üzerinizdeki  nimetini, (size verdiği hidayeti),size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun. Bilesiniz kiAllah, her şeyi bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="232">Kadınları boşadığınız ve onlar da beklememüddetlerini bitirdikleri  vakit, aralarında iyilikleanlaştıkları takdirde, onların (eski) kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. İşte bununla içinizdenAllah'a ve ahiret gününe  inanan kimselere öğütverilmektedir. Bu öğüdü tutmanız kendiniz için en iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="233">Emzirmeyi  tamamlatmak isteyen (baba) için,anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi babatarafına aittir. Bir  insan ancak gücü yettiğindensorumlu tutulur. Hiçbir anne, çocuğu sebebiyle, hiçbir baba da çocuğu yüzünden zararauğratılmamalıdır. Onun benzeri (nafaka temini) vâris üzerine de gerekir. Eğer ana ve bababirbiriyle görüşerek ve  karşılıklı anlaşarak çocuğumemeden kesmek isterlerse, kendilerine günah yoktur. Çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirtmekistediğiniz takdirde, süt  anneye vermekte olduğunuzuiyilikle teslim etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah, yapmaktaolduklarınızı görür.</note>
  <note surah="2" ayah="234">Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri,kendi başlarına (evlenmeden)  dört ay on günbeklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit,kendileri  hakkında yaptıkları meşru işlerde size birgünah yoktur. Allah yapmakta  olduklarınızı bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="235">(İddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşüncelerinizi üstü kapalı biçimdeanlatmanızda veya onu  içinizde gizli tutmanızda sizegünah yoktur. Allah bilir ki siz onları anacaksınız. Lâkin, meşru sözler söylemeniz müstesna,sakın onlara gizlice  buluşma sözü vermeyin. Farz olanbekleme müddeti dolmadan, nikâh kıymaya kalkışmayın. Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir.Bu sebeple Allah'tan  sakının. Şunu iyi bilin ki Allahgafûrdur, halîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="236">Nikâhtan sonra  henüz dokunmadan veya onlar içinbelli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Budurumda onlara müt'a  (hediye cinsinden bir şeyler)verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermekiyiler için bir borçtur.</note>
  <note surah="2" ayah="237">Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğinizkadınları, temas etmeden  boşarsanız, tayin ettiğinizmehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin)vazgeçmesi hali  müstesna, affetmeniz (mehirdenvazgeçmeniz), takvâya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmaktaolduklarınızı hakkıyla  görür.</note>
  <note surah="2" ayah="238">Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'asaygı ve bağlılık  içinde namaz kılın.</note>
  <note surah="2" ayah="239">Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın).Güvene kavuştuğunuz  zaman, siz bilmezken Allah'ınsize öğrettiği şekilde O'nu anın (namaz kılın).</note>
  <note surah="2" ayah="240">Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler,zevcelerinin,  evlerinden çıkarılmadan, bir yıla kadarbıraktıkları maldan faydalanmaları  hususunda(sağlıklarında) vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp giderlerse, kendilerihakkında yaptıkları meşru  şeylerden size bir günahyoktur. Allah azîzdir, hakîmdir.</note>
  <note surah="2" ayah="241">Boşanmış  kadınların, hakkaniyet ölçülerinde(kocalarından) menfaat sağlamak  haklarıdır; bu, Allahkorkusu taşıyanlar üzerine bir borçtur.</note>
  <note surah="2" ayah="242">Allah  size işte böylece âyetlerini açıklar kidüşünüp hakikati anlayasınız.</note>
  <note surah="2" ayah="243">Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundandolayı yurtlarından çıkıp  gidenleri görmedin mi?Allah onlara "Ölün!" dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır.Lâkin insanların çoğu  şükretmez.</note>
  <note surah="2" ayah="244">Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, her şeyiişitir ve  bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="245">Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesiiçin Allah'a  güzel bir borç (isteyene faizsiz ödünç)verecek yok mu? Darlık veren de  bolluk veren deAllah'tır. Sadece O'na döndürüleceksiniz.</note>
  <note surah="2" ayah="246">Musa'dan  sonra, Benî İsrail'den ileri gelenkimseleri görmedin mi? Kendilerine  gönderilmiş birpeygambere: "Bize bir hükümdar gönder ki (onunkomutasında)  Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. "Yasize savaş yazılır da  savaşmazsanız?" dedi."Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda nedensavaşmayalım?" dediler.  Kendilerine savaş yazılınca,içlerinden pek azı hariç, geri dönüp kaçtılar. Allah zalimleri iyi bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="247">Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdar olarak gönderdi dedi. Bununüzerine: Biz, hükümdarlığa  daha lâyık olduğumuzhalde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken o bize nasıl hükümdar olur?dediler. "Allah sizin  üzerinize onu seçti, ilimde vebedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her şeyi ihata eden ve herşeyi bilendir" dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="248">Peygamberleri onlara: Onun hükümdarlığınınalâmeti, Tabut'un size  gelmesidir. Meleklerintaşıdığı o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir ferahlık ve sükûnet, Musa ve Harun hanedanlarınınbıraktıklarından bir  kalıntı vardır. Eğer inanmışkimseler iseniz sizin için bunda şüphesiz bir alâmet vardır, dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="249">Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kimondan içerse benden  değildir. Eliyle bir avuç içenmüstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler.Tâlût ve iman edenler  beraberce ırmağı geçince: Bugünbizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzurunavaracaklarına inananlar: Nice  az sayıda bir birlikAllah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allahsabredenlerle beraberdir, dediler.</note>
  <note surah="2" ayah="250">Câlût ve askerleriyle savaşa  tutuştuklarında: EyRabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.</note>
  <note surah="2" ayah="251">Sonunda Allah'ın  izniyle onları yendiler. Davudda Câlût'u öldürdü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden onaöğretti. Eğer Allah'ın  insanlardan bir kısmınınkötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığakarşı lütuf ve kerem  sahibidir.</note>
  <note surah="2" ayah="252">İşte bunlar Allah'ın âyetleridir. Biz onları sanadoğru  olarak anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Allahtarafından gönderilmiş  peygamberlerdensin.</note>
  <note surah="2" ayah="253">O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş,bazılarını da derece derece  yükseltmiştir. Meryemoğlu İsa'ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu'l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerdensonra gelen milletler,  kendilerine açık delillergeldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti,kimi de inkâr etti.  Allah dileseydi onlarsavaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.</note>
  <note surah="2" ayah="254">Ey  iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş,dostluk ve kayırma bulunmayan gün  (kıyamet) gelmedenönce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın.Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="255">Allah, O'ndan başka tanrı  yoktur; O, hayydir,kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadanO'nun katında kim  şefaat edebilir? O, kullarınınyaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinindışında insanlar O'nun  ilminden hiçbir şeyi tamolarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zorgelmez. O, yücedir,  büyüktür.</note>
  <note surah="2" ayah="256">Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilikbirbirinden  ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedipAllah'a inanırsa, kopmayan sağlam  kulpa yapışmıştır.Allah işitir ve bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="257">Allah, inananların dostudur,  onlarıkaranlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenleregelince, onların  dostları da tâğuttur, onlarıaydınlıktan alıp karanlığa götürür. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="258">Allah kendisine mülk  (hükümdarlık ve zenginlik)verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İşte o zamanİbrahim: Rabbim hayat  veren ve öldürendir, demişti. Oda: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sende onu batıdan getir,  dedi. Bunun üzerine kâfirapışıp kaldı. Allah zalim kimseleri hidayete erdirmez.</note>
  <note surah="2" ayah="259">Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerininduvarları çatıları  üzerine çökmüş (alt üst olmuş) birkasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerineAllah onu öldürüp yüz  sene bıraktı; sonra tekrardiriltti. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın.Yiyeceğine ve içeceğine  bak, henüz bozulmamıştır.Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik).Şimdi sen kemiklere bak,  onları nasıl düzenliyor,sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki,Allah her şeye kadirdir,  dedi.</note>
  <note surah="2" ayah="260">İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıldirilttiğini bana göster,  demişti. Rabbi ona: Yoksainanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi.Bunun üzerine Allah:  Öyleyse dört tane kuş yakala,onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onlarıkendine çağır; koşarak  sana gelirler. Bil ki Allahazîzdir, hakîmdir, buyurdu.</note>
  <note surah="2" ayah="261">Allah yolunda  mallarını harcayanların örneği,yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat katfazlasını verir. Allah'ın  lütfu geniştir, O herşeyibilir.</note>
  <note surah="2" ayah="262">Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayankimseler var ya,  onların Allah katında hasmükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.</note>
  <note surah="2" ayah="263">Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, aceleside yoktur.</note>
  <note surah="2" ayah="264">Ey  iman edenler! Allah'a ve ahiret gününeinanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmeksuretiyle, yaptığınız  hayırlarınızı boşa çıkarmayın.Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmurisabet etmiş de onu çıplak  pürüzsüz kaya halinegetirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.</note>
  <note surah="2" ayah="265">Allah'ın rızasını  kazanmak ve ruhlarındakicömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel birbahçeye benzer ki,  üzerine bol yağmur yağmış da ikikat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah,yaptıklarınızı görmektedir.</note>
  <note surah="2" ayah="266">Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzümağaçlarıyla dolu,  arasından sular akan ve kendisiiçin orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çolukçocuğu varken kendisine  ihtiyarlık gelip çatsın,bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzuetmez.) İşte düşünüp  anlayasınız diye Allah sizeâyetleri açıklar.</note>
  <note surah="2" ayah="267">Ey iman edenler!  Kazandıklarınızın iyilerindenve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadanalamayacağınız kötü malı,  hayır diye vermeyekalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüyelâyıktır.</note>
  <note surah="2" ayah="268">Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliğitelkin eder. Allah  ise size katından bir mağfiret vebir lütuf vâdeder. Allah herşeyi ihata eden ve herşeyi bilendir.</note>
  <note surah="2" ayah="269">Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancakakıl sahipleri düşünüp  ibret alırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="270">Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak Allah bilir. Zalimler için hiç yardımcıyoktur.</note>
  <note surah="2" ayah="271">Eğer  sadakaları (zekât ve benzeri hayırları)açıktan verirseniz ne âlâ! Eğer onu  fakirlere gizliceverirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allahda  bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah,yapmakta olduklarınızı bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="272">(Ya Muhammed!) Onları doğru yola iletmek sana aitdeğildir. Lâkin Allah  dilediğini doğru yola iletir.Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasınıkazanmak için  yapmalısınız. Hayır olarak verdiğinizne varsa; karşılığı size tam olarak  verilir ve aslahaksızlığa uğratılmazsınız.</note>
  <note surah="2" ayah="273">(Yapacağınız hayırlar,)  kendilerini Allah yolunaadamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler,iffetlerinden dolayı  onları zengin zanneder. Senonları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrımuhakkak Allah bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="274">Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayrasarfedenler var ya, onların  mükâfatları Allahkatındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="275">Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmışkimselerin cinnet nöbetinden  kalktığı gibi kalkarlar.Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımıhelâl, faizi haram  kılmıştır. Bundan sonra kimeRabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'akalmıştır. Kim tekrar  faize dönerse, işte onlarcehennemliktir, orada devamlı kalırlar.</note>
  <note surah="2" ayah="276">Allah  faizi tüketir (Faiz karışan malınbereketini giderir), sadakaları ise  bereketlendirir.Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyisevmez.</note>
  <note surah="2" ayah="277">İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekâtverenler var ya,  onların mükâfatları Rablerikatındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.</note>
  <note surah="2" ayah="278">Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekteninanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terkedin.</note>
  <note surah="2" ayah="279">Şayet (faiz hakkında  söylenenleri) yapmazsanız,Allah ve Resûlü tarafından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edipvazgeçerseniz, sermayeniz  sizindir; ne haksızlıketmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.</note>
  <note surah="2" ayah="280">Eğer  (borçlu) darlık içinde ise, eligenişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadakaya(veya zekâta) saymak  sizin için daha hayırlıdır.</note>
  <note surah="2" ayah="281">Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimseninhaksızlığa uğratılmayacağı bir  günden sakının.</note>
  <note surah="2" ayah="282">Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre içinbirbirinize  borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtiponu aranızda adaletle yazsın.  Hiçbir kâtip Allah'ınkendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (herşeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse(borçlu) da yazdırsın,  Rabbinden korksun ve borcunuasla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacakdurumda ise, velisi adaletle  yazdırsın.Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer ikierkek  bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden birerkek ile -biri yanılırsa  diğerinin ona hatırlatmasıiçin- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük,vâdesine kadar hiçbir şeyi  yazmaktan sakın üşenmeyin.Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için dahauygundur. Ancak  aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin birticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakıncayoktur. (Genellikle)  alışveriş yaptığınızda şahittutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) şüphe yok kibu, sizin yoldan  çıkmanız demektir. Allah'tan korkun.Allah size gerekli olanı öğretiyor.  Allah her şeyibilmektedir.</note>
  <note surah="2" ayah="283">Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin deyeterlidir. Birbirinize  bir emanet bırakırsanız,emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'tan korksun. Şahitliğibildiklerinizi  gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsinki onun kalbi günahkârdır. Allah  yapmaktaolduklarınızı bilir.</note>
  <note surah="2" ayah="284">Göklerde ve yerdekilerin hepsi  Allah'ındır.İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allahondan  dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğiniaffeder, dilediğine de azap  eder. Allah her şeyekadirdir.</note>
  <note surah="2" ayah="285">Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Herbiri Allah a,  meleklerine, kitaplarına,peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız.İşittik, itaat ettik. Ey  Rabbimiz, affına sığındık!Dönüş sanadır" dediler.</note>
  <note surah="2" ayah="286">Allah her şahsı,  ancak gücünün yettiği ölçüdemükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz!Unutursak veya hataya  düşersek bizi sorumlu tutma. EyRabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bizegücümüzün yetmediği işler de  yükleme! Bizi affet!Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın.Kâfirler  topluluğuna karşı bize yardım et!</note>
  <note surah="3">Al-i İmrân Sûresi</note>
  <note surah="3" ayah="">(Bismillâhirrahmânirrahîm) Rahmân ve rahîm olanAllah'ın adıyla.</note>
  <note surah="3" ayah="1">Elif. Lâm. Mîm.</note>
  <note surah="3" ayah="2">Hayy ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur.</note>
  <note surah="3" ayah="3">Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitaplarıtasdik edici olarak  indirdi, Tevrat ile İncil'i veFurkan'ı indirmişti.</note>
  <note surah="3" ayah="4">Daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzereFurkan'ı indirmiştir.  Bilinmeli ki, Allah'ınâyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güçsahibidir.</note>
  <note surah="3" ayah="5">Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'agizli kalmaz.</note>
  <note surah="3" ayah="6">Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur.O'ndan başka ilâh  yoktur. O mutlak güç ve hikmetsahibidir.</note>
  <note surah="3" ayah="7">Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazıâyetleri muhkemdir ki,  bunlar Kitab'ın esasıdır.Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondakimüteşâbih âyetlerin  peşine düşerler. Halbuki Onuntevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiztarafındandır, derler. (Bu  inceliği) ancak aklıselimsahipleri düşünüp anlar.</note>
  <note surah="3" ayah="8">Onlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yolailettikten sonra  kalplerimizi eğriltme. Bizetarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.</note>
  <note surah="3" ayah="9">Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde,insanları mutlaka  toplayacak olan sensin. Allah aslasözünden dönmez.</note>
  <note surah="3" ayah="10">Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne deevlâtları Allah  huzurunda kendilerine bir faydasağlayacaktır. İşte onlar cehennnemin yakıtıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="11">Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardanöncekilerin tuttuğu yola  benzer. Onlar bizimâyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çokşiddetlidir.</note>
  <note surah="3" ayah="12">(Resûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlupolacaksınız ve cehenneme  sürüleceksiniz. Orasıkalınacak ne kötü bir yerdir!</note>
  <note surah="3" ayah="13">(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubunhalinde sizin için büyük  bir ibret vardır. Biri Allahyolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup.Allah dilediğini  yardımı ile destekler. Elbette bundabasiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="14">Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara,yığın yığın  biriktirilmiş altın ve gümüşe, salmaatlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar,dünya hayatının geçici  menfaatleridir. Halbukivarılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.</note>
  <note surah="3" ayah="15">Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisinibildireyim mi? Takvâ  sahipleri için Rableri yanında,içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde)Allah'ın hoşnutluğu vardır.  Allah kullarını çok iyigörür.</note>
  <note surah="3" ayah="16">Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! İman ettik; bizimgünahlarımızı bağışla, bizi  ateş azabından koru!"diyen;</note>
  <note surah="3" ayah="17">Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayraharcayan ve seher  vaktinde Allah'tan bağış dileyenler(içindir).</note>
  <note surah="3" ayah="18">Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şuhususu açıklamıştır ki,  kendisinden başka ilâhyoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibiAllah'tan başka ilâh yoktur.</note>
  <note surah="3" ayah="19">Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitapverilenler, kendilerine ilim  geldikten sonradır ki,aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler kiAllah'ın hesabı çok  çabuktur.</note>
  <note surah="3" ayah="20">Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Banauyanlarla birlikte ben  kendimi Allah'a teslim ettim."Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğruyolu buldular demektir.  Yok eğer yüz çevirdilersesana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.</note>
  <note surah="3" ayah="21">Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yerepeygamberlerin canlarına  kıyanlar ve adaleti emredeninsanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı haber ver!</note>
  <note surah="3" ayah="22">İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşagiden kimselerdir.  Onların hiçbir yardımcısı dayoktur.</note>
  <note surah="3" ayah="23">Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir payverilenleri (yahudileri) görmez  misin ki, aralarındahükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.</note>
  <note surah="3" ayah="24">Onların bu tutumları: Bize ateş, sadece sayılıgünlerde dokunacaktır,  demelerinin bir sonucudur.Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında kendilerini yanıltmıştır.</note>
  <note surah="3" ayah="25">Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir güniçin topladığımız ve  hiçbir haksızlığa uğramaksızınherkese kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman halleri nice olur?</note>
  <note surah="3" ayah="26">Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olanAllah'ım! Sen mülkü  dilediğine verirsin ve mülküdilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik seninelindedir. Gerçekten sen  her şeye kadirsin.</note>
  <note surah="3" ayah="27">Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın.Ölüden diriyi çıkarır,  diriden de ölüyü çıkarırsın.Dilediğine de sayısız rızık verirsin.</note>
  <note surah="3" ayah="28">Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dostedinmesin. Kim bunu  yaparsa, artık onun Allahnezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah,kendisine karşı  (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüşyalnız Allah'adır.</note>
  <note surah="3" ayah="29">De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanızda Allah onu bilir.  Göklerde ve yerde olanları dabilir. Allah her şeye kadirdir.</note>
  <note surah="3" ayah="30">Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülükolarak yaptıklarını da  karşısında hazır bulduğu günde(insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisinekarşı (gelmekten) sizi  sakındırıyor. Allah kullarınaçok şefkatlidir.</note>
  <note surah="3" ayah="31">(Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız banauyunuz ki Allah da  sizi sevsin ve günahlarınızıbağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.</note>
  <note surah="3" ayah="32">De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüzçevirirlerse bilsinler  ki Allah kâfirleri sevmez.</note>
  <note surah="3" ayah="33">Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrânailesini seçip âlemlere  üstün kıldı.</note>
  <note surah="3" ayah="34">Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allahişiten ve bilendir.</note>
  <note surah="3" ayah="35">İmrân'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim!Karnımdakini azatlı bir kul  olarak sırf sana adadım.Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin."</note>
  <note surah="3" ayah="36">Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilipdururken: Rabbim! Ben onu kız  doğurdum. Oysa erkek,kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum,dedi.</note>
  <note surah="3" ayah="37">Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel birbitki gibi  yetiştirdi. Zekeriyya yı da onun bakımıile görevlendirdi. Zekeriyya, onun  yanına, mâbede hergirişinde orada bir rızık bulur ve "Ey Meryem, bu sananereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafındandır.Allah, dilediğine  sayısız rızık verir, derdi.</note>
  <note surah="3" ayah="38">Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Banatarafından hayırlı bir  nesil bağışla. Şüphesiz senduayı hakkıyla işitensin, dedi.</note>
  <note surah="3" ayah="39">Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken meleklerona şöyle nida ettiler:  Allah sana, kendisitarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yımüjdeler.</note>
  <note surah="3" ayah="40">Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelipçattığına, üstelik karım  da kısır olduğuna göre benimnasıl oğlum olabilir? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir; Allah dilediğini yapar.</note>
  <note surah="3" ayah="41">Zekeriyya: Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana biralâmet göster, dedi.  Allah buyurdu ki: Senin içinalâmet, insanlara, üç gün, işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşamtesbih et.</note>
  <note surah="3" ayah="42">Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seniseçti; seni tertemiz  yarattı ve seni bütün dünyakadınlarına tercih etti.</note>
  <note surah="3" ayah="43">Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan,(O'nun huzurunda)  eğilenlerle beraber sen de eğil.</note>
  <note surah="3" ayah="44">(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluylabildirmekte olduğumuz gayb  haberlerindendir.İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diyekur'a  çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onlarınyanında değildin; onlar (bu  yüzden) çekişirken deyanlarında değildin.</note>
  <note surah="3" ayah="45">Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sanakendisinden bir Kelime'yi  müjdeliyor. Adı Meryem oğluİsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakınkıldıklarındandır.</note>
  <note surah="3" ayah="46">O, sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlikhalinde insanlara  (peygamber sözleri ile) konuşacak.</note>
  <note surah="3" ayah="47">Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediğihalde nasıl çocuğum  olur? Allah şöyle buyurdu: İşteböyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.</note>
  <note surah="3" ayah="48">Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerinedevam ettiler:) Allah  ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı,İncil'i öğretecek.</note>
  <note surah="3" ayah="49">O, İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlaraşöyle diyecek:) Size  Rabbinizden bir mucize getirdim:Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. YineAllah'ın izni ile körü ve  alacalıyı iyileştirir,ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanankimseler iseniz, bunda  sizin için bir ibret vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="50">Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak vesize haram kılınan bazı  şeyleri de helâl kılmam içingönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaatedin.</note>
  <note surah="3" ayah="51">Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleise O'na kulluk edin.  İşte bu doğru yoldur.</note>
  <note surah="3" ayah="52">İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolundabana yardımcı  olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler:Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız;  Allah'a inandık,şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.</note>
  <note surah="3" ayah="53">(Havârîler:) Rabbimiz! İndirdiğine inandık vePeygamber'e uyduk. Şimdi  bizi (birliğini vepeygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler.</note>
  <note surah="3" ayah="54">Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onlarıntuzaklarını bozdu. Allah,  tuzak kuranlarınhayırlısıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="55">Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefatettireceğim, seni nezdime  yükselteceğim, seni inkâredenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüzbana olacak. İşte o zaman  ayrılığa düştüğünüz şeylerhakkında aranızda ben hükmedeceğim.</note>
  <note surah="3" ayah="56">İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahiretteşiddetli bir azaba  çarptıracağım; onların hiçyardımcıları da olmayacak.</note>
  <note surah="3" ayah="57">İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince,Allah onların  mükâfatlarını eksiksiz verecektir.Allah zalimleri sevmez.</note>
  <note surah="3" ayah="58">(Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden vehikmet dolu Kur'an'dan  okuyoruz.</note>
  <note surah="3" ayah="59">Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumugibidir. Allah onu  topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!"dedi ve oluverdi.</note>
  <note surah="3" ayah="60">Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerdenolma.</note>
  <note surah="3" ayah="61">Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konudaçekişenlere de ki:  Geliniz, sizler ve bizler de dahilolmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, bizde kendi kadınlarımızı  çağıralım, sonra da dua edelimde Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.</note>
  <note surah="3" ayah="62">Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğruhaberlerdir. Allah'tan  başka ilâh yoktur. Muhakkak kiAllah, evet O, mutlak güç ve hikmet  sahibidir.</note>
  <note surah="3" ayah="63">Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah,bozguncuları hakkıyla  bilendir.</note>
  <note surah="3" ayah="64">(Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizimaramızda müşterek olan  bir söze geliniz: Allah'tanbaşkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimiziilâhlaştırmasın. Eğer  onlar yine yüz çevirirlerse,işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.</note>
  <note surah="3" ayah="65">Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçinçekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve  İncil, kesinlikleondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?</note>
  <note surah="3" ayah="66">İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgisahibi olduğunuz  konuda tartıştınız; fakat bilgisahibi olmadığınız konuda niçin  tartışıyorsunuz! Oysaki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.</note>
  <note surah="3" ayah="67">İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o,Allah'ı bir tanıyan  dosdoğru bir müslüman idi;müşriklerden de değildi.</note>
  <note surah="3" ayah="68">İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar,şu Peygamber  (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir.Allah müminlerin dostudur.</note>
  <note surah="3" ayah="69">Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıpedip sizi  saptırabilsinler. Oysa onlar sadecekendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.</note>
  <note surah="3" ayah="70">Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz haldeniçin Allah'ın  âyetlerini inkâr edersiniz?</note>
  <note surah="3" ayah="71">Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyorve bile bile gerçeği  gizliyorsunuz?</note>
  <note surah="3" ayah="72">Ehl-i kitaptan bir gurup şöyle dedi: "Müminlereindirilmiş olana  sabahleyin (görünüşte) inanıpakşamleyin inkâr edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.</note>
  <note surah="3" ayah="73">Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseyeinanmayın. " (Resûlüm!)  De ki: Doğru yol ancakAllah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) "Size verilenin benzerinin başka herhangibir kimseye verildiğine,  yahut Rabbinizin huzurundaonların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ınelindedir. Onu dilediğine  verir. Allah'ın rahmetigeniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.</note>
  <note surah="3" ayah="74">Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütufsahibidir.</note>
  <note surah="3" ayah="75">Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle malemanet bıraksan, onu  sana noksansız iade eder. Fakatonlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sanaiade etmez. Bu da  onların, "Ümmîlere karşıyaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalansöylüyorlar.</note>
  <note surah="3" ayah="76">Hayır! (Gerçek onların dediği değil.) Her kimsözünü yerine getirir ve  kötülükten sakınırsa, bilsinki Allah sakınanları sever.</note>
  <note surah="3" ayah="77">Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini azbir bedelle  değiştirenlere gelince, işte bunlarınahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak veonları temize  çıkarmayacaktır. Onlar için acı birazap vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="78">Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptansanasınız diye kitabı  okurken dillerini eğipbükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allahkatındandır, derler.  Onlar bile bile Allah'a iftiraediyorlar.</note>
  <note surah="3" ayah="79">Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmetve peygamberlik  vermesinden sonra (kalkıp) insanlara:Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir):Okutmakta ve öğretmekte  olduğunuz Kitap uyarıncaRabbe hâlis kullar olunuz.</note>
  <note surah="3" ayah="80">Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlaredinin, diye de emretmez.  Siz müslüman olduktan sonrahiç size kâfirliği emreder mi?</note>
  <note surah="3" ayah="81">Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap vehikmet verdikten sonra  nezdinizdekileri tasdik edenbir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz vebu ahdimi yüklendiniz  mi?" dediğinde, "Kabul ettik"cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlikedenlerdenim, buyurmuştu.</note>
  <note surah="3" ayah="82">Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlaryoldan çıkmışların ta  kendileridir.</note>
  <note surah="3" ayah="83">Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslimolduğu halde onlar  (ehl-i kitap), Allah'ın dinindenbaşkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.</note>
  <note surah="3" ayah="84">De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, İbrahim,İsmail, İshak, Ya'kub ve  Ya'kub oğullarınaindirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlereRableri  tarafından verilenlere iman ettik. Onlarıbirbirinden ayırdetmeyiz. Biz  ancak O'na teslimoluruz.</note>
  <note surah="3" ayah="85">Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin kikendisinden (böyle bir  din) asla kabul edilmeyecek veo, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.</note>
  <note surah="3" ayah="86">İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadetgetirmelerinden ve  kendilerine apaçık delillergelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimlertopluluğunu doğru yola  iletmez.</note>
  <note surah="3" ayah="87">İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütüninsanlığın lânetine  uğramalarıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="88">Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onlarınazapları hafifletilmez;  yüzlerine de bakılmaz.</note>
  <note surah="3" ayah="89">Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenlerbaşka. Çünkü Allah çok  bağışlayıcı ve merhametlidir.</note>
  <note surah="3" ayah="90">İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonrainkârcılıkta daha da ileri  gidenlerin tevbeleri aslakabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.</note>
  <note surah="3" ayah="91">Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya,onların hiçbirinden  -fidye olarak dünya dolusu altınverecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları dayoktur.</note>
  <note surah="3" ayah="92">Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça"iyi" ye eremezsiniz.  Her ne harcarsanız, Allah onuhakkıyla bilir.</note>
  <note surah="3" ayah="93">Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in(Ya'kub'un) kendisine haram  kıldıkları dışında,yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. Deki:  Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat'ı getiriponu okuyun.</note>
  <note surah="3" ayah="94">Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalanuydurursa, işte bunlar,  zalimlerin ta kendisidirler.</note>
  <note surah="3" ayah="95">De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakkayönelmiş olarak  İbrahim'in dinine uyunuz. O,müşriklerden değildi.</note>
  <note surah="3" ayah="96">Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağıolarak insanlar için  kurulan ilk ev (mâbet),Mekke'deki (Kâbe)dir.</note>
  <note surah="3" ayah="97">Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamıvardır. Oraya giren  emniyette olur. Yoluna gücüyetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki,Allah bütün  âlemlerden müstağnîdir.</note>
  <note surah="3" ayah="98">De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüpdururken niçin  Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?</note>
  <note surah="3" ayah="99">De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğinizhalde niçin Allah'ın  yolunu eğri göstermeyeyeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersizdeğildir.</note>
  <note surah="3" ayah="100">Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerdenbir guruba uyarsanız  imanınızdan sonra sizi yenideninkârcılığa sevkederler.</note>
  <note surah="3" ayah="101">Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik AllahResûlü de aranızda iken  nasıl inkâra saparsınız? Herkim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.</note>
  <note surah="3" ayah="102">Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekildekorkun ve ancak  müslümanlar olarak can verin.</note>
  <note surah="3" ayah="103">Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkıyapışın; parçalanmayın.  Allah'ın size olan nimetinihatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti veO'nun nimeti sayesinde  kardeş kimseler olmuştunuz.Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah sizeâyetlerini böyle açıklar ki  doğru yolu bulasınız.</note>
  <note surah="3" ayah="104">Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğümeneden bir topluluk  bulunsun. İşte onlar kurtuluşaerenlerdir.</note>
  <note surah="3" ayah="105">Kendilerine apaçık deliller geldikten sonraparçalanıp ayrılığa  düşenler gibi olmayın. İştebunlar için büyük bir azap vardır.  I</note>
  <note surah="3" ayah="106">Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığıgünü (düşünün.)  İmdi, yüzleri kararanlara:İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).</note>
  <note surah="3" ayah="107">Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ınrahmeti içindedirler; orada  ebedî kalacaklardır.</note>
  <note surah="3" ayah="108">İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuzâyetleridir. Allah  hiçbir kimseye haksızlık etmekistemez.</note>
  <note surah="3" ayah="109">Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler,dönüp dolaşıp Allah'a  varır.</note>
  <note surah="3" ayah="110">Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış enhayırlı ümmetsiniz;  iyiliği emreder; kötülüktenmeneder ve Allah'a inanırsınız: Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu.(Gerçi) içlerinde iman  edenler var; (fakat) çoğuyoldan çıkmışlardır.</note>
  <note surah="3" ayah="111">Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka birzarar veremezler.  Sizinle savaşa girecek olsalar,size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.</note>
  <note surah="3" ayah="112">Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsabulunsunlar, Allah'ın ahdine ve  insanların(müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerinezillet (damgası)  vurulmuştur; Allah'ın hışmınauğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar vehaksız yere  peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da,onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.</note>
  <note surah="3" ayah="113">Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikametsahibi bir topluluk  vardır ki, gece saatlerindesecdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.</note>
  <note surah="3" ayah="114">Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar;iyiliği emreder, kötülükten  menederler; hayırlıişlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.</note>
  <note surah="3" ayah="115">Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksızbırakılmayacaktır. Allah,  takvâ sahiplerini çok iyibilir.</note>
  <note surah="3" ayah="116">İnkâr edenler var ya, onların malları daevlâtları da Allah'a karşı  kendilerine hiçbir faydasağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.</note>
  <note surah="3" ayah="117">Onların, bu dünya hayatında yapmakta olduklarıharcamaların durumu,  kendilerine zulmetmiş olan birkavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi;fakat onlar  kendilerine zulmediyorlar.</note>
  <note surah="3" ayah="118">Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaşedinmeyin. Çünkü onlar  size fenalık etmekten aslageri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülensözlerinden) belli  olmaktadır. Kalplerindesakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamışbulunuyoruz.</note>
  <note surah="3" ayah="119">İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizisevmedikleri halde siz  onları seversiniz. Siz, bütünkitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarınakaldıklarında da, size  olan kinlerinden dolayıparmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekinihakkıyla bilmektedir.</note>
  <note surah="3" ayah="120">Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır;başınıza bir musibet  gelse, buna da sevinirler. Eğersabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onlarınyaptıklarını çepeçevre  kuşatmıştır.</note>
  <note surah="3" ayah="121">Hani sen, sabah erkenden müminleri savaşmevzilerine yerleştirmek için  ailenden ayrılmıştın. ..-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.-</note>
  <note surah="3" ayah="122">O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüztutmuştu. Halbuki Allah  onların yardımcısı idi.Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.</note>
  <note surah="3" ayah="123">Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah,Bedir'de de size yardım  etmişti. Öyle ise, Allah'tansakının ki O'na şükretmiş olasınız.</note>
  <note surah="3" ayah="124">O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilenüç bin melekle  Rabbinizin sizi takviye etmesi, siziniçin yeterli değil midir?</note>
  <note surah="3" ayah="125">Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tansakınırsanız, onlar  (düşmanlarınız) hemen şu andaüzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.</note>
  <note surah="3" ayah="126">Allah, bunu size sırf bir müjde olsun vekalpleriniz bu sayede  rahatlasın diye yaptı. Zafer,yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.</note>
  <note surah="3" ayah="127">Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessinveya onları perişan  etsin, böylece bozulmuş bir haldedönüp gitsinler diye, size yardım eder).</note>
  <note surah="3" ayah="128">Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut(müslüman olsunlar da)  tevbelerini kabul etsin, ya da(ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlarzalimdirler.</note>
  <note surah="3" ayah="129">Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.Dilediğini bağışlar, dilediğine  azap eder. Allah, çokbağışlayıcı ve çok merhametlidir.</note>
  <note surah="3" ayah="130">Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faizyemeyin. Allah'tan  sakının ki kurtuluşa eresiniz.</note>
  <note surah="3" ayah="131">Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateştensakının!</note>
  <note surah="3" ayah="132">Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmetekavuşturulasınız.</note>
  <note surah="3" ayah="133">Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri içinhazırlanmış olup genişliği  gökler ve yer kadar olancennete koşun!</note>
  <note surah="3" ayah="134">O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta daAllah için harcarlar;  öfkelerini yutarlar veinsanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.</note>
  <note surah="3" ayah="135">Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya dakendilerine  zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıpgünahlarından dolayı hemen  tevbe-istiğfar ederler.Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bileısrar etmezler.</note>
  <note surah="3" ayah="136">İşte onların mükâfatı, Rableri tarafındanbağışlanma ve altlarından  ırmaklar akan, içinde ebedîkalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!</note>
  <note surah="3" ayah="137">Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhîkanunlar gelip geçmiştir.  Onun için, yeryüzünde gezindolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!</note>
  <note surah="3" ayah="138">Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır;takvâ sahipleri için de  bir hidayet ve bir öğüttür.</note>
  <note surah="3" ayah="139">Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğerinanmışsanız, üstün  gelecek olan sizsiniz.</note>
  <note surah="3" ayah="140">Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa,(Bedir'de de düşmanınız olan)  o kavim de benzer biracıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen ötekitopluma nasip  ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleriortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.</note>
  <note surah="3" ayah="141">Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardantemize çıkarmak,  kâfirleri de helâk etmek ister.</note>
  <note surah="3" ayah="142">Yoksa Allah içinizden cihad edenleri bellietmeden, sabredenleri ortaya  çıkarmadan cennetegireceğinizi mi sandınız?</note>
  <note surah="3" ayah="143">Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önceonu temenni ederdiniz.  İşte şimdi onu karşınızdagördünüz.</note>
  <note surah="3" ayah="144">Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce depeygamberler gelip  geçmiştir. Şimdi o ölür ya daöldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbirşekilde zarar vermiş  olmayacaktır. Allah,şükredenleri mükâfatlandıracaktır.</note>
  <note surah="3" ayah="145">Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlıolmasın. (Ölüm), belli  bir süreye göre yazılmıştır.Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona dabundan veririz. Biz  şükredenleri mükâfatlandıracağız.</note>
  <note surah="3" ayah="146">Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçokAllah erleri bulunduğu  halde savaştılar da, bunlar,Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler.Allah sabredenleri sever.</note>
  <note surah="3" ayah="147">Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti:Ey Rabbimiz!  Günahlarımızı ve işimizdekitaşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzafferkıl!</note>
  <note surah="3" ayah="148">Allah da onlara dünya nimetini ve (daha daönemlisi,) ahiret sevabının  güzelliğini verdi. Allah,iyi davrananları sever.</note>
  <note surah="3" ayah="149">Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız,gerisin geriye (eski  dininize) döndürürler de,hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.</note>
  <note surah="3" ayah="150">Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcılarınen hayırlısıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="151">Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediğişeyleri O'na ortak  koşmaları sebebiyle, kâfirlerinkalplerine yakında korku salacağız.  Gidecekleri yerde cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!</note>
  <note surah="3" ayah="152">Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken,Allah, size olan  vâdini yerine getirmiştir. Nihayet,öyle bir an geldi ki, Allah  arzuladığınızı(galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmayakalkıştınız ve âsi oldunuz.  Dünyayı isteyeniniz devardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten)alıkoydu. Ve andolsun  sizi bağışladı. Zaten Allah,müminlere karşı çok lütufkârdır.</note>
  <note surah="3" ayah="153">O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı haldesiz, durmadan (savaş  alanından) uzaklaşıyor, hiçkimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizdengidene, gerekse  başınıza gelenlere üzülmeyesiniz.Allah yaptıklarınızdan haberdardır.</note>
  <note surah="3" ayah="154">Sonra o kederin arkasından Allah size bir güvenindirdi ki, (bu güvenin  yol açtığı) uyuklama hali birkısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksızyere cahiliye  devrindekine benzer düşüncelerekapılıyorlar, "Bu işten bize ne!"  diyorlardı. De ki:İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarınıiçlerinde gizliyorlar. "Bu  işten bize bir şeyolsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdiredilmiş olanlar,  öldürülüp düşecekleri yerlerekendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileritemizlemek için (böyle  yaptı). Allah içinizde nevarsa hepsini bilir.</note>
  <note surah="3" ayah="155">(Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıpgidenleri, sırf  işledikleri bazı hatalar yüzündenşeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır,halîmdir.</note>
  <note surah="3" ayah="156">Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler veyeryüzünde sefere çıkan veya  savaşan kardeşlerihakkında: "Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bukanaatı onların kalplerine  (kaybettikleri yakınlarıiçin onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızıhakkıyla görür.</note>
  <note surah="3" ayah="157">Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz,şunu bilin ki, Allah'ın  mağfireti ve rahmeti onlarıntopladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="158">Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ınhuzurunda  toplanacaksınız.</note>
  <note surah="3" ayah="159">O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşakdavrandın! Şayet sen  kaba, katı yürekli olsaydın, hiçşüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; işhakkında onlara danış.  Kararını verdiğin zaman daartık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.</note>
  <note surah="3" ayah="160">Allah size yardım ederse, artık size üstüngelecek hiç kimse yoktur.  Eğer sizi bırakıverirse,ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.</note>
  <note surah="3" ayah="161">Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kimemanete (devlet malına)  hıyanet ederse, kıyamet günü,hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığauğratılmaksızın-kazandığı  tastamam verilir.</note>
  <note surah="3" ayah="162">Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmınauğrayan bir olur mu  hiç? Berikisinin yericehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="163">Onlar Allah katında derece derecedirler. Allahonların yaptıklarını  görmektedir.</note>
  <note surah="3" ayah="164">Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ınâyetlerini okuyan,  (kötülüklerden ve inkârdan)kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah,müminlere büyük bir lütufta  bulunmuştur. Halbuki dahaönce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.</note>
  <note surah="3" ayah="165">(Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başınagetirdiğiniz bir musibet,  (Uhud'da) kendi başınızageldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeyegücü yeter.</note>
  <note surah="3" ayah="166">İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da,</note>
  <note surah="3" ayah="167">müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma  yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler.  Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.</note>
  <note surah="3" ayah="168">(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: "Bizeuysalardı  öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğrusözlü insanlar iseniz, canlarınızı  ölümden kurtarınbakalım!" de.</note>
  <note surah="3" ayah="169">Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın.Bilakis onlar  diridirler; Rableri yanında rızıklaramazhar olmaktadırlar.</note>
  <note surah="3" ayah="170">Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerineverdikleri ile sevinçli bir  halde arkalarındangelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığımüjdesinin sevincini  duymaktadırlar.</note>
  <note surah="3" ayah="171">Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin;Allah'ın, müminlerin ecrini  zayi etmeyeceğimüjdesinin sevinci içindedirler.</note>
  <note surah="3" ayah="172">Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'inçağrısına uyanlar  (özellikle) bunların içlerindeniyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="173">Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınızolan insanlar, size karşı  asker topladılar; amansakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter.O ne güzel vekîldir!"  dediler.</note>
  <note surah="3" ayah="174">Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalıkdokunmadan, Allah'ın nimet ve  keremiyle gerigeldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular.Allah  büyük kerem sahibidir.</note>
  <note surah="3" ayah="175">İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur.Şu halde, eğer iman  etmiş kimseler iseniz onlardankorkmayın, benden korkun.</note>
  <note surah="3" ayah="176">(Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin.Çünkü onlar, Allah'a  hiçbir zarar veremezler. Allahonlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="177">Şurası muhakkak ki, imanı verip inkârı alanlar,Allah'a hiçbir zarar  veremezler. Onlar için elîm birazap vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="178">İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühletvermemiz onlar için  daha hayırlıdır. Onlara ancakgünahlarını arttırmaları için fırsat  veriyoruz. Onlariçin alçaltıcı bir azap vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="179">Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumdabırakacak değildir; sonunda  murdarı temizdenayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerindendilediğini ayırdeder. O halde  Allah'a vepeygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâsahibi olursanız  sizin için de çok büyük bir ecirvardır.</note>
  <note surah="3" ayah="180">Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerini(infakta) cimrilik  gösterenler, sanmasınlar ki o,kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyametgününde boyunlarına  dolanacaktır. Göklerin ve yerinmirası Allah'ındır. Allah bütün  yaptıklarınızdanhaberdardır.</note>
  <note surah="3" ayah="181">"Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz"diyenlerin sözünü andolsun ki  Allah işitmiştir.Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki:Tadın o yakıcı azabı!</note>
  <note surah="3" ayah="182">Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmışolduğunuzun karşılığıdır.  Yoksa Allah kullarınazulmetmez.</note>
  <note surah="3" ayah="183">"Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşinyiyeceği (yakıp kor edeceği)  bir kurban getirmedikçehiçbir peygambere inanmamamızı emretti" diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle)dediğiniz (mucize) ile  nice peygamberler geldi. Eğerdoğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?</note>
  <note surah="3" ayah="184">(Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse(yadırgama);  gerçekten, senden önce apaçık mucizeler,sahifeler ve aydınlatıcı kitap  getiren nicepeygamberler de yalancılıkla itham edildi.</note>
  <note surah="3" ayah="185">Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyametgünnü yaptıklarınızın  karşılığı size tastamamverilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünyahayatı ise aldatma  metâından başka bir şey değildir.</note>
  <note surah="3" ayah="186">Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusundaimtihana  çekileceksiniz; sizden önce kendilerinekitap verilenlerden ve müşriklerden  birçok üzücüsözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâgösterirseniz,  muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin endeğerlisidir.</note>
  <note surah="3" ayah="187">Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onumutlaka insanlara  açıklayacaksınız, onugizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunukulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler.Yaptıkları alış-veriş  ne kadar kötü!</note>
  <note surah="3" ayah="188">Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ileövülmek isteyenler,  evet, sanma ki onlar azaptankurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="189">Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır.Allah'ın her şeye gücü  yeter.</note>
  <note surah="3" ayah="190">Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ilegündüzün birbiri ardınca  gelip gidişinde aklıselimsahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.</note>
  <note surah="3" ayah="191">Onlar, ayakta dururken, otururken, yanlarıüzerine yatarken (her vakit)  Allah'ı anarlar,göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunuboşuna yaratmadın. Seni  tesbih ederiz. Bizi cehennemazabından koru !</note>
  <note surah="3" ayah="192">Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehennemekoyarsan, artık onu rüsvay  etmişsindir. Zalimlerinhiç yardımcıları yoktur.</note>
  <note surah="3" ayah="193">Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinizeinanın!" diye imana çağıran  bir davetçiyi(Peygamberi, Kur'an'ı) işittik, hemen iman ettik.Artık bizim  günahlarımızı bağışla, kötülüklerimiziört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!</note>
  <note surah="3" ayah="194">Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıylavâdettiklerini de ikram et  ve kıyamet gününde bizirezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!</note>
  <note surah="3" ayah="195">Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabuletti. (Dedi ki:) Ben,  erkek olsun kadın olsun -ki hepbirbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlarki, hicret ettiler,  yurtlarından çıkarıldılar, benimyolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülükleriniörteceğim ve onları  altlarından ırmaklar akancennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O'nunkatındadır.</note>
  <note surah="3" ayah="196">İnkârcıların (refah içinde) diyar diyardolaşması, sakın seni  aldatmasın!</note>
  <note surah="3" ayah="197">Azıcık bir menfaattır o. Sonra onlarınvaracakları yer cehennemdir. O  ne kötü varış yeridir!</note>
  <note surah="3" ayah="198">Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için,Allah tarafından bir  ikram olarak, altlarındanırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler)daha hayırlıdır.</note>
  <note surah="3" ayah="199">Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem sizeindirilene, hem de  kendilerine indirilene tam birsamimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar.İşte onlar için  Rableri katında ecirleri vardır.Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.</note>
  <note surah="3" ayah="200">Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında)sebat gösterin; (cihad  için) hazırlıklı ve uyanıkbulunun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.</note>
  <note surah="4">Nisâ Sûresi</note>
  <note surah="4" ayah="">(Bismillâhirrahmânirrahîm) Rahmân ve rahîm olanAllah'ın adıyla.</note>
  <note surah="4" ayah="1">Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondanda eşini yaratan ve  ikisinden birçok erkekler vekadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuzAllah'tan ve akrabalık  haklarına riayetsizlikten desakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.</note>
  <note surah="4" ayah="2">Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanladeğişmeyin,  onların mallarını kendi mallarınızakatarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.</note>
  <note surah="4" ayah="3">Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanızbeğendiğiniz (veya size  helâl olan) kadınlardanikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz(cariyeler) ile yetinin.  Bu, adaletten ayrılmamanıziçin en uygun olanıdır.</note>
  <note surah="4" ayah="4">Kadınlara mehirlerini  gönül rızası ile (cömertçe)verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.</note>
  <note surah="4" ayah="5">Allah'ın geçiminize  dayanak kıldığı mallarınızıaklı ermezlere (reşit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel sözsöyleyin.</note>
  <note surah="4" ayah="6">Evlilik  çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip)deneyin, eğer onlarda akılca bir  olgunlaşmagörürseniz hemen mallarını kendilerine verin.Büyüyecekler (de  geri alacaklar) diye o malları israfile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da(ihtiyaç ve emeğine) uygun  olarak yesin. Mallarınıkendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.</note>
  <note surah="4" ayah="7">Ana-babanın ve yakınların  bıraktıklarındanerkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerekazından, gerek çoğundan  belli bir hisse ayrılmıştır.</note>
  <note surah="4" ayah="8">(Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan,onları da  rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.</note>
  <note surah="4" ayah="9">Geriye eli ermez, gücü yetmez  çocuklarbıraktıkları takdirde (ha